53,00
45,08
6.668
3.478.302
X Facebook WhatsApp 17 Şubat 2026 21 0

Altay Dağları’nda 2.500 Yıllık Çene Rekonstrüksiyonu: Demir Çağı Tıbbı Sanılandan Çok Daha Gelişmiş

Altay Dağları’nın sert rüzgârları altında yaşayan bir kadın… Ağır bir kafa travması geçiriyor. Normal şartlarda ölümcül sayılabilecek bir yaralanma. Fakat 2.500 yıl önce, Pazyryk topluluğu onu kaderine terk etmiyor.

Novosibirsk Devlet Üniversitesi araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen yüksek çözünürlüklü BT (bilgisayarlı tomografi) incelemeleri, Sibirya Demir Çağı’na ait bir kadında son derece gelişmiş bir çene rekonstrüksiyon ameliyatı yapıldığını ortaya koydu. Bulgular, antik tıp tarihine dair ezberleri sarsacak nitelikte.

BT Görüntüleme ile Ortaya Çıkan Şaşırtıcı Detay

Altay Cumhuriyeti’ndeki Ukok Platosu’nda yer alan Yukarı Kaljin-2 kurgan alanında bulunan kafatası üzerinde yapılan analizlerde, sağ temporal kemikte 6–8 milimetrelik çökme kırığı tespit edildi. Travma, çene eklemini (temporomandibular eklem) tamamen tahrip etmişti.

Bu tür bir hasar, konuşmayı ve çiğnemeyi neredeyse imkânsız hâle getirir. Antik bir dağ toplumunda, böyle bir yaralanma genellikle ölümle sonuçlanırdı.

Gelişmiş BT (bilgisayarlı tomografi) görüntüleme teknikleri kullanılarak Pazyryk kültürüne ait bir kadının çenesi yeniden yapılandırıldı; analizler, karmaşık bir antik cerrahi müdahaleye işaret ediyor. Kaynak: Elena Panfilo – NSU Basın Servisi.

Ancak kafatasında iki dar ve hassas şekilde açılmış kemik kanalı belirlendi. Yaklaşık 1,5 milimetre çapındaki bu delikler, dik açıyla kesişiyor ve eklem bölgesini sabitleyecek şekilde konumlanmıştı. Deliklerin çevresinde görülen halka biçimli kemik iyileşmesi, müdahalenin kadın hayattayken yapıldığını kanıtladı.

Daha da çarpıcı olan ise, kanalların içinde elastik organik kalıntıların tespit edilmesi. Araştırmacılar bunun at kılı ya da hayvan tendonundan yapılmış bir bağ sistemi olabileceğini değerlendiriyor. Bu düzenek, eklemi stabilize eden ilkel bir protez işlevi görmüş olabilir.

Hayatta Kaldığını Dişleri Anlatıyor

Dişlerdeki aşınma paterni, ameliyatın ardından uzun süre yaşadığını gösteriyor. Sol çene tarafında belirgin aşınma, kırıklar ve kök çevresi iltihabi değişimler bulunuyor. Sağ taraf ise görece daha az yıpranmış.

Bu tablo, kadının ameliyat sonrası çiğneme yükünü büyük ölçüde sol tarafa kaydırdığını düşündürüyor. Yani müdahale işe yaramış; fakat tam konfor sağlamamış.

Ölüm yaşı 25–30 aralığında tahmin ediliyor. O dönem için erişkin ve olgun bir yaş.

Görsel: Elena Panfilo – NSU Press Service

Ukok Platosu’nda Yaşam ve Toplumsal Değer

Kadının gömüldüğü mezar odası, büyük karaçam kütükleriyle inşa edilmişti. Ağaçsız yüksek plato koşullarında bu tür bir mimari, ciddi emek ve kaynak gerektirir. Buna karşın mezarda dikkat çekici mezar eşyası bulunmaması ayrı bir soru işareti.

Araştırmacılar, ameliyatın kendisinin bile kadının topluluk içindeki değerini gösterdiğini vurguluyor. Sert dağ koşullarında küçük nüfuslu bir toplum için her birey kritik öneme sahipti.

Pazyryk kültürü daha önce de mumyalama uygulamaları ve kafatası trepanasyonu örnekleriyle gündeme gelmişti. Bu yeni bulgu, Demir Çağı Sibirya’sında anatomik bilgi ve cerrahi pratiğin beklenenden çok daha gelişmiş olduğunu ortaya koyuyor.

Görsel: Elena Panfilo – NSU Press Service

Antik Tıp Tarihinde Yeni Bir Sayfa

Elde edilen veriler, literatürde derin antik çağda gerçekleştirilen en erken çene eklemi rekonstrüksiyonu örneklerinden biri olabilir.

Bu keşif, Sibirya’nın “ilkel” olarak etiketlenen topluluklarının aslında ileri teknik bilgiye sahip olduğunu gösteriyor.

Yapay zekâ tarafından oluşturulan görsel: Altay Dağları’ndaki Ukok Platosu’nda yaşamış Pazyryk kültürüne ait bir kadının temsili betimi.

Novosibirsk State University (NSU)