X Facebook WhatsApp 30 Ekim 2026 0 0

Buzul Çağı Avrupası’nda Doğu ile Batı Toplulukları Bağlantılıydı

Buzul Çağı Avrupası’nda Doğu ile Batı Toplulukları Bağlantılıydı

Paleolitik insan DNA’sı ve mağara tortulları, Buzul Çağı Avrupa’sında topluluklar arasında doğu-batı yönlü bir gen akışı olduğunu gösteriyor.

İsturitz Mağarası, Gravettian dönemine ait bir kadının kemiklerinin bulunduğu oyuk. C: Severine Dabadie

30.000 yıldan uzun süre önce, Avrupa’nın başlıca Paleolitik kültürlerinden biri olan Gravettian kültürüyle ilişkili insanlar, daha önce düşünülenden çok daha fazla birbirleriyle bağlantılıydı.

Uluslararası bir araştırma ekibi, bu topluluklar arasındaki uzak mesafeli bağlantılara dair yeni genetik kanıtlar ortaya çıkardı. Science Advances dergisinde yayımlanan çalışma, nadir insan kalıntılarından elde edilen genomik verileri mağara tortullarında korunmuş insan DNA’sıyla birleştiriyor.

Gravettian kültürü yaklaşık 34.000 ile 25.000 yıl önce Avrupa genelinde yaygındı. Arkeolojik buluntular uzun zamandır kıta genelinde kapsamlı temaslara işaret etse de genetik veriler görece istikrarlı doğu ve batı kökenli gruplara işaret ediyordu.

(İlgili: Bu Adam 17.000 Yıl Önce Pusuya Düşürülmüş Olabilir)

Araştırmacılar, yeni ve daha önce yayımlanmış genomik verileri mağara tortullarından elde edilen insan DNA’sıyla birlikte analiz ederek doğu ile batı arasında genetik alışveriş olduğuna ve güneybatı Avrupa’da uzun süreli bir nüfus sürekliliğine dair kanıtlar buldu.

Bir Kadının Genomu Doğu ile Batıyı Birbirine Bağlıyor

Güneybatı Fransa’daki Isturitz Mağarası’nda bulunan ve yaklaşık 30.000 yıl önce yaşamış bir kadının kalıntıları, güneybatı Avrupa’dan bir modern insana ait bugüne kadarki en eski genom çapında veri kümesini sundu. Kadının genetik verileri doğu-batı alışverişine dair kilit bir kanıt sunuyor: Kökeninin büyük bölümü Batı Avrupa soyuyla ilişkiliydi fakat orta ve doğu Avrupa’daki topluluklarla ilişkili bir köken de taşıyordu. Genetik modelleme bu gen akışını yaklaşık 32.500 ile 31.500 yıl öncesine tarihliyor.

Çalışmanın başyazarı, Viyana Üniversitesi Evrimsel Antropoloji Bölümü’nden Pere Gelabert, sonuçlarının doğu ve batı Avrupa topluluklarının daha önce varsayıldığı kadar genetik olarak yalıtılmış olmadığını gösterdiğini söylüyor. Gelabert’e göre bu kadar uzak mesafeler arasındaki gen akışı, Gravettian topluluklarının birbirine nasıl bağlandığına dair anlayışa yeni bir boyut katıyor.

Benzer bir sinyal, Fransa’daki Ormesson’dan daha önce incelenmiş bir bireyde de bulundu. Yeni bulgular arkeolojik kanıtlarla birlikte, Isturitz’in farklı gruplar için bir buluşma yeri olmuş olabileceği fikrini de destekliyor.

Mağara Tortulundan Elde Edilen İnsan DNA’sı

Araştırmacılar aynı zamanda güneybatı Avrupa’da uzun süreli bir nüfus sürekliliğine dair kanıtlar da buldu. Kuzey İspanya’daki Chufín Mağarası’ndan elde edilen genomik veriler, Batı Avrupa kökeninin bölgede binlerce yıl boyunca varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Ekip ayrıca doğrudan mağara tortulunda korunmuş antik insan DNA’sını da analiz etti. Cantabria’daki El Mirón Mağarası’nda, insan kemiği ya da dişi bulunmamasına rağmen, 22.000 yıllık bir katmandan genetik kökeni belirlemeye yetecek kadar insan çekirdek DNA’sı elde ettiler.

Çalışmayı yürüten ekibin başındaki kıdemli yazar, Viyana Üniversitesi Evrimsel Antropoloji Bölümü’nden Ron Pinhasi, tortul DNA’sının insan kalıntılarının bulunmadığı dönemlerden genetik bilgi elde etmeyi mümkün kıldığını söylüyor. Pinhasi’ye göre bu, arkeolojik katmanları bir alanda yaşamış insanların genetik kökeniyle ilişkilendirmenin bir yolunu sunuyor. El Mirón’dan elde edilen DNA, bu kökenin Son Buzul Maksimumu boyunca varlığını sürdürdüğünü gösteriyor ve İber Yarımadası’nın bir Buzul Çağı sığınağı olduğu fikrini destekliyor.

Anne ve Oğul, Eş Seçimi Hakkında Ne Anlatıyor?

Ekip, güney İtalya’da, büyük olasılıkla daha önce incelenmiş Ostuni1 adlı kadının oğlu olan Ostuni1b adlı erkek fetüsü de analiz etti. Fetüsün babası muhtemelen aynı genetik topluluktan geliyordu, ancak ebeveynler yakın akraba değildi. Bu da yüksek düzeyde akraba evliliğinden kaçınmaya yardımcı olan eş seçimi uygulamalarına işaret ediyor.

Bulgular bir arada ele alındığında, bölgesel nüfus sürekliliğinin uzak mesafeler arasındaki genetik alışverişle bir arada var olabildiğini gösteriyor. Şimdi ise Gelabert’in ekibi, organik kalıntıların az olduğu durumlarda modern insanların Avrupa genelindeki ilk yayılımlarını ve etçil hayvanlarla etkileşimlerini araştırmak için tortul DNA’sını ileri proteomik analizlerle birleştiriyor.


University of Vienna. 23 Ekim 2026.

Makale: Pere Gelabert et al. (2026). Early Gravettian genomic data from Western Europe reveal population movements before the LGM. Sci. Adv. 12.

Bir yanıt yazın