Eski bir fotoğrafın dijital incelemesi, I. Hanedan kraliçesi Merneith’in bir firavunla eşit statüde olabileceğini düşündürüyor.
Uzun süredir kayıp olan bir eserin siyah beyaz fotoğrafında, Mısırlı hükümdarların simgeleri olan dört serekh görülüyor. Yeni bir çalışmaya göre bunlardan ikisi söz konusu kraliçeye ait.
5.000 yıldan uzun bir süre önce, Merneith adında bir kraliçe antik Mısır’ı yönetti. Bu bilgi, Prague Egyptological Studies dergisinde yeni yayımlanan ve araştırmacıların, zamanla kaybolmuş hiyeroglif yazıtların yer aldığı eski bir fotoğrafı dijital araçlarla yeniden inceledikleri bir çalışmaya dayanıyor. Araştırmacılara göre simgeler, Merneith’in yalnızca geçici bir hükümdar ya da naip olmadığını, muhtemelen bir Mısır kralıyla eşit konumda olduğunu düşündürüyor.
(İlgili: Mısır’ın İlk Kadın Firavunu Kimdi?)
Çalışmanın ortak yazarı, Macquarie Üniversitesi’nden Mısırbilimci Susan Kelly, Mısırbilimcilerin Merneith’in Mısır’ın bağımsız bir hükümdarı olup olmadığını uzun süredir tartıştığını belirtiyor. Kelly’ye göre bu tartışmayı çözmek, onu bir hükümdar olarak tanımlayan bir metin bulmayı gerektiriyor ve yeni araştırmaları tam olarak bunu sağlayabilir.
Merneith, antik Mısır’ın I. Hanedanı döneminde yaşadı. Büyük olasılıkla, MÖ 2.800’lerde Mısır’ı yöneten hanedanın üçüncü firavunu Kral Djer ile akrabaydı. Tarihçiler Meretneith’in önemli bir kraliyet mensubu olduğunu uzun zamandır biliyordu: Abydos’un kraliyet mezarlığındaki geniş mezar kompleksinde 41 hizmetkâr ve saray mensubunun mezarı ile şarap dolu mühürlü küpler bulunuyordu.
Bir başka I. Hanedan firavunu olan Kral Den’in Sakkara’daki mezarında bulunan antik bir hükümdar listesi de Merneith’i “kralın annesi” olarak tanımlıyordu. Tarihçiler bundan yola çıkarak onun Den’in çocukluğu sırasında naiplik yapmış olabileceğini tahmin ediyordu.
Merneith’in egemenliğine kanıt sunabilecek bilinen tek bir metin var. Bu, bir küpü mühürlemek için kullanılan antik bir tıpanın üzerine yazılmış bir hiyeroglif yazıt. Arkeolog Walter B. Emery, 1940’larda Sakkara’daki bir mezarın girişinde bu çamur tıpalardan 13 tane bulmuştu. Her tıpanın üzerinde, Mısırlı hükümdarları temsil eden ve serekh adı verilen dört özel işaret yazılıydı. Emery, ilk ve son serekh’in Djer’i, ortadaki ikisinin ise Merneith’i temsil ettiğini öne sürmüştü. Ancak bu tartışmalı bir iddiaydı.
Kelly’nin aktardığına göre Emery’nin kuramına karşı öne sürülen pek çok argümandan biri, yayımlanan özgün fotoğrafın kalitesinin düşüklüğü nedeniyle çamur tıpanın üzerindeki işaretlerin neyi gösterdiğini doğrulamanın imkânsız olmasıydı.
Kelly’ye göre 13 tıpanın hepsinin ve Emery’nin siyah beyaz fotoğrafının özgün cam plakasının nerede olduğu bilinmiyor. Bu yüzden Kelly ve çalışmanın ortak yazarı, Bükreş Üniversitesi’nden biyoarkeoloji araştırmacısı Crystal Miller, ellerindekiyle çalıştı. Yani arşiv fotoğrafının dijital bir taraması.
Araştırmacılar hiyeroglifleri ayırdı, renkleri tersine çevirdi ve görüntüyü ölçeklenebilir bir vektöre dönüştürdü. Kelly, bir madeni paranın üzerine kâğıt koyup kurşun kalemle üzerinden geçmenin yüksek teknolojili bir versiyonu gibi, net bir dijital kopya ürettiklerini anlatıyor.
Çalışmaya göre ikinci ve üçüncü serekh’teki simgeler, Merneith’in koruyucu tanrısı ve adıyla uyumlu. Araştırmacılara göre yalnızca hükümdarların sahip olduğu serekh’in Merneith’e ait olduğuna itiraz etmek için pek az argüman kalmış görünüyor. Kelly, işaretlerin Merneith’i bu dönemde hükümdarların temel işaretiyle tanımladığını yazıyor. Kelly’ye göre bu, Merneith’in gerçekten bir kadın kral, yani erkek bir hükümdarın gerçek bir dengi olduğu anlamına geliyor.
Kelly’ye göre Merneith muhtemelen babası olabilecek Djer ile birlikte yönetti, daha sonra da oğlu Den için naiplik yaptı. Araştırmacılar çalışmada, Merneith’in bu 30 yıllık siyasi kariyeri içinde tek başına da hüküm sürmüş olabileceğini öne sürüyor.
Araştırmacılara göre Merneith, siyasi ortamın gerektirdiği şekilde hükümdarlık sahnesine çıkıp inebilme avantajına sahip olmuş olabilir. Bu durum, tahta geçen, hüküm süren, ölen ve halefleri tarafından gömülen erkek hükümdarlardan farklıydı.
Araştırmacılar genel olarak Merneith’in güç sahibi olduğunu kabul ediyor, ancak tek başına yönettiğini ya da bir kralla eşit olduğunu kabul etmiyor. Humboldt Üniversitesi’nden tarihçi Eva-Maria Engel, Merneith’in tıpadaki serekh’lerin hiçbirinde temsil edildiğini düşünmediğini söylüyor. Çalışmada yer almayan Engel, Merneith’in nüfuzlu bir kadın olduğunu kabul etmekle birlikte, fotoğraf üzerindeki iyileştirmelerin mühürde yalnızca Kral Djer’in adının geçtiğini ve Merneith’in hiç anılmadığını gösterdiğini savunuyor.
İskoçya Ulusal Müzeleri’nin antik Akdeniz koleksiyonlarının küratörü Mısırbilimci Margaret Maitland, 2023’te yaptığı açıklamada eşlerin ve kızların genellikle kraliyet ardıllığı açısından dikkate alınmadığını belirtmişti. Ancak Sorbonne Üniversitesi’nden Mısırbilimci Jean-Pierre Patznick bir zamanlar Merneith’i ilk kadın firavun olarak nitelendirmiş ve Erken Hanedanlık Dönemi’nin başka hiçbir kraliçesinin bu kadar çok kraliyet ayrıcalığına sahip olmadığını yazmıştı.
Smithsonian Magazine. 1 Ekim 2026.
Makale: Kelly, S., & Miller, C. (2026). New technology illuminating ancient evidence: re‑evaluating Meretneith’s serekhs and political position. Prague Egyptological Studies






