X Facebook WhatsApp 3 Ekim 2026 0 0

Romalılar Yıldırım Düşen Yeri Kutsal Sayıyordu

Romalılar Yıldırım Düşen Yeri Kutsal Sayıyordu

Hadrianus’un Villası’nda bulunan, gece yıldırımı tanrısı Summanus’a adanmış mermer bir levha, Roma’daki yıldırım ritüellerine ışık tutuyor.

Antik Romalılar, yarı tanrı Hercules’e ait bu yaklaşık 4 metre yüksekliğindeki yaldızlı bronz heykeli toprağa gömmüş ve heykelin gece vakti yıldırım çarpmasına maruz kaldığını belirten bir yazıtın yer aldığı küçük bir traverten mermer levha ile işaretlemişlerdi. C: Vatican Museums

Roma yakınlarındaki Hadrianus Villası’nda kazı yapan arkeologlar, gece yıldırımlarının tanrısı Summanus’a adanmış mermer bir levha ortaya çıkardı.

Roma’nın dışında, Hadrianus Villası’nda kazı yapan arkeologlar, Roma İmparatoru Hadrianus’un MS 2. yüzyılda inşa ettirdiği bu antik dinlenme yerinde gerçekleştirilen dini ritüellere dair yeni bir anlayış sunan, yazıtlı nadir bir mermer levha ortaya çıkardı.

Levhada, gece yıldırımlarının tanrısı Summanus’un yıldırımı anlamına gelen FVLGVR SVBMANIVM ifadesi yazıyor. Bu levha, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki alana antik çağda yıldırım düştüğünü gösteriyor.

Keşif, Urbino Carlo Bo Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü’nün (DISTUM), İtalya Kültür Bakanlığı’nın verdiği izinle ve Prof. Fabio Giorgio Cavallero yönetiminde yürüttüğü kazılarda yapıldı.

(İlgili: 1.900 Yıllık Yazıt, Roma’nın Yıldırım Kültünü Kanıtladı)

Kazıya katkı sunan Istituto Villa Adriana ve Villa d’Este’nin direktörü Alberto Samonà’ya göre Roma inancında yıldırım düşen bir yer, bizzat tanrı tarafından kutsandığı için hemen religiosus kabul ediliyordu. Samonà, yıldırımın bıraktığı izlerin ritüel olarak toplanıp uygun törenler ve kurbanlar eşliğinde gömüldüğünü belirtiyor.

Yıldırım, tanrılardan gelen bir iletişim işareti olduğu için dünyevi alanları kutsal alanlara dönüştürme gücüne sahipti. Virginia Üniversitesi’nden antik tarihçi ve yazıt uzmanı Elizabeth Meyer’in açıkladığına göre Romalılar ve komşuları Etrüskler, gökyüzünün tanrılar ile insanlar arasında sürekli temasın yaşandığı bir alan olduğuna inanıyordu. Kargalar, baykuşlar ya da kayan yıldızlar gibi gökyüzünden gelen bazı işaretler, rahipler tarafından gelecek ve talihe dair kehanetler olarak yorumlanıyordu.

Amfitiyatro alanında bulunan, orijinal konumunda FVLGVR SVBMANIVM yazıtı. C: İtalya Kültür Bakanlığı

Romalılar özellikle yıldırım gibi aşırı hava olaylarını yorumlamak için haruspeks adı verilen rahiplere başvuruyordu. Yıldırım özellikle Iuppiter ve onun gece karşılığı olan Summanus ile ilişkilendiriliyordu.

Samonà’ya göre yazıt, antik kaynakların gece yıldırımlarıyla ilişkilendirdiği Summanus’a seslendiği için gece düşen bir yıldırımı kayıt altına alıyor.

Romalılar yıldırım çarpan nesneleri gömdükten sonra, yeni kutsallaştırılan bu alanın sınırını bidental adı verilen bir çevre duvarıyla belirliyordu. Samonà’nın açıkladığına göre bu terim, kutsama ritüeli sırasında sunulan iki yaşındaki bir koyunun (ovis bima) kurban edilmesinden geliyor. Ardından çevre duvarının dibine, fulgur conditum yani “gömülü yıldırım” yazıtı adı verilen yazıtın yerleştirildiği bir sunak ya da kaide konuyordu.

Amfitiyatro alanında keşfedilen yeni çevre duvarı muhtemelen MS 117 ile 138 arasındaki Hadrianus dönemine tarihleniyor. Nesnelerin gömülmesini ve üzerine küçük bir tapınak yapılmasını gerektiren başka yıldırım düşmesi örnekleri de kayıtlı. Ancak bu yazıtlardan bugün yalnızca 50 kadarı günümüze ulaştığından, Hadrianus Villası’ndaki yeni buluntu önemli bir keşif niteliğinde.

Yazıt, Romalıların yıldırıma verdiği dini tepkiler hakkında zaten bildiklerimizin çoğunu doğrularken, arkeologların bu ünlü villada gerçekleştirilen dini törenleri ve ritüelleri daha iyi yeniden kurgulamasına da olanak tanıyor.

Samonà’nın belirttiğine göre amfitiyatro alanındaki kazılar sürerken arkeologlar, yıldırımın çarptığı özgün yapıya ne olduğunu bulmaya çalışacak. Yapının yıkılıp gömülüp gömülmediği ya da farklı bir akıbete uğrayıp uğramadığı hâlâ bir soru işareti.

Yıldırım çarpan nesnelerin çoğu zaman toprağa gömülmesi, bu nesnelerin gelecekteki arkeologlar için alışılmadık derecede iyi korunmuş olması anlamına geliyordu. Roma dünyasından günümüze ulaşan en büyük yaldızlı bronz heykel olan Hercules Mastai Righetti’nin keşfinde de durum buydu. MS 1. ile 3. yüzyıllar arasına tarihlenen ve bugün Vatikan Müzeleri’nde bulunan yaklaşık 4 metre boyundaki yarı tanrı heykeli, 1864’te Roma’daki Campo dei Fiori yakınlarında bir villada yürütülen çalışmalar sırasında, işçileri hayrete düşürerek topraktan çıkmıştı. Yakınlardaki traverten mermerinden yapılmış küçük bir levhada ise fulgur conditum Summanium ifadesinin kısaltması olan F.C.S yazıyordu. Hercules de tıpkı Hadrianus Villası’nda gömülen nesneler gibi gece vakti yıldırım çarpmasına uğramıştı.

FVLGVR SVBMANIVM yazıtının detayı. C: İtalya Kültür Bakanlığı

Bu uygulamaya dair parça parça arkeolojik kanıtların yanı sıra, Roma yapılarına, heykellerine hatta tapınaklarına düşen antik yıldırımlara verilen tepkiler hakkında bildiklerimizin çoğunu Roma edebiyatı sunuyor. Antik biyografi yazarı Suetonius, İmparator Augustus’un Roma’daki Palatinus Tepesi’nde bulunan konutuna yıldırım düşmesi ve rahiplerin bunu Apollon’un bu alanı kendine ayırması olarak yorumlaması üzerine konutunun içinde Apollon Tapınağı’nı inşa ettirdiğini aktarıyor.

Marcus Tullius Cicero da kehanet üzerine yazdığı De Divinatione adlı incelemesinde, MÖ 278’de yükselen imparatorluğun Epiroslu Yunan Kral Pyrrhos ile yaptığı savaş sırasında, belirsizliğin hâkim olduğu bir dönemde Roma’daki Iuppiter Optimus Maximus Tapınağı’na yıldırım düştüğü zamana dair ahlaki dersler içeren bir anekdot aktarıyor. Cicero’nun kendisi de gökyüzündeki tanrısal işaretleri yorumlayan Roma’nın kutsal augurlar kurulunun bir üyesiydi. Hatip, tapınağın tepesindeki pişmiş topraktan Summanus heykeline yıldırım çarptığını anlatıyor. Heykelin başı bulunamayınca haruspeksler başın Tiber Nehri’ne fırlatıldığını ileri sürmüş ve baş gerçekten de nehirde, tam tahmin ettikleri yerde bulunmuştu. Cicero, yıldırımın kehanet değerinden şüphe etmenin mümkün olup olmadığını sorarak bu durumu vurguluyor. Rahipler yıldırım düşmesini Summanus’un kendi tapınağını istemesi olarak yorumladı. Bu yüzden Romalılar gece tanrısı için Circus Maximus adı verilen araba yarışı pistinin yakınında, Aventinus Tepesi’nin yamacında hızla bir tapınak inşa etti. Romalılar için yıldırım düşmesinin harekete geçmeyi gerektirdiğine dair pek az şüphe vardı.

Hadrianus’un Villası’ndaki yeni yazıt, yalnızca geçmişte kalmış bir dinin batıl inançlarına gömülmüş bir levha değil. Buluntu, Roma dini ritüellerine ve kutsal alanların oluşturulmasına dair bilgilerimize katkıda bulunuyor ve Hadrianus Villası’nda süregelen gündelik dini inançlar ve uygulamalar hakkında da bilgi veriyor. Bu durum, modern arkeologların malikânede yaşadığını tahmin ettiği iki ya da üç yüz yönetici, zanaatkâr ve hizmetkârın gündelik yaşamını ve dini inançlarını yeniden kurgulayan tarihçiler için önemli. Summanus’a ya da Lar adı verilen ev tanrılarına adanmış küçük tapınaklar, villanın Greko-Mısır tanrısı Serapis’e adanmış tapınağı Serapeum gibi çok daha büyük ritüel alanlarıyla yan yana var oluyordu.

Roma kenti gibi Hadrianus’un Villası da yalnızca İmparator Hadrianus’un iradesini değil, sakinlerinin dini inançlarını da fiziksel olarak yansıtan karmaşık bir dini topografyaya sahipti. Aşırı hava olayları ve geçmişin tanrısal kehanetleri çoktan geride kaldı, ancak bu olayların antik Romalılar ve kentleri üzerindeki etkisi, topraktan çıkmaya devam eden yazıtlarda, tapınaklarda ve gömülü nesnelerde hâlâ yankılanıyor.


National Geographic. 29 Eylül 2026.

Bir yanıt yazın